fhg
 

 

DÖRTDİVANDA RAMAZAN VE BAYRAM KÜLTÜRÜ

 
Dörtdivan İslami değerlere saygılı, hayırsever ve misafir perver vasıflarıyla tanınan küçük bir ilçe. İslami, insani ve ahlaki değerleri yüzyıllardan beri günümüze kadar ulaştırmış ve hala yaşatmaya devam etmiştir.    
Dörtdivan, küçük olması, halkının yerli denecek kadar eski olması, aynı kültürden gelmesi iletişimi kolaylaştırmış, herkes birbirini tanımış, bu değerlere karşı gelenleri kendi içinde sindirmiştir.
Dörtdivan’da ramazan ayında bütün lokantalar kapatılır. Kahvehaneler sadece kıraathane görevi yapar. Oruç tutmayan bir kişi, aşikâr olarak kamu alanına açık yerlerde oruçlu olmadığını belli edemez.
     Köylerinde imam löbedi diye tabir edilen bir genellikle bir evde toplanılır, sofralar kurulur, iftarlar edilir. Bu olay sırasıyla köydeki bütün evleri dolaşır. Erkeklerin iftar ettiği o ev,bir sonraki gün bayanların iftar edeceği evdir.bir sonraki gün çevre köydeki hısım akrabalar davet edilir.
     Böylece hem akrabalıklar tazelenir hemde o akşam o köyün camisi şenlenir,topluca teravih namazı kılınmak üzere değişik bir cami seçilmiş olur.Dolayısıyla,komşuluklar , hısım ve akrabalıklar pekiştirilmiş olur.oruçlar bu şekilde tutulur.
Kadir gecesi cemaat, imam önderliğinde yatsı namazından sonra, köy camisinde erkekler ayrı, bayanlar ayrı olarak toplanılır. Vaaz, Kur’anı kerim tilaveti ve kaza namazı kılarak gece ifaya çalışılır.
Bayram namazı yine aynı köyde kılındıktan sonra cami içerisinde büyükten küçüğe doğru sıralanılır. bu şekilde bayramlaştıktan sonra dargınlarda barışmış olur. Daha bayramın birinci gününde bir sonraki ramazan iple çekilir.
     Bayram çıkarma olarak bilinen yine bir gelenek aynı köyün iki mahallesi veya komşu olan iki köy arasında ramazan bayramının ikinci günü, bir mahallede, üçüncü günü bir mahalde öğle namazında köy Konağında toplanır.ev yapımı olan tatlı,börek ve yöresel yemekler yenilir.Kaynaşma ve muhabbet ortamı oluşturulur.Yemekten sonra evlere çay içmeye gidilir.Bayramın tadı bir kat daha artmış olur.
     Bu kültürün onurunu, Mardin’de askerlik görevini yaparken daha önce Dörtdivan’da karakol komutanlığı yapmış bir subayın kışlada bu geleneği askerlere anlatmasıyla duydum. Onca asker içinde Dörtdivan adına bana teşekkür etmesi, Türkiye’nin diğer ucunda Dörtdivan adına böyle güzellikle karşılaşmam unutamayacağım anılarım arasındadır.
 
 Fahri  KAYAALP
Deveiler köyü Muhtarı
ALADAĞ GÖÇ VE YAYLA HAYATI 
 
       Sabah erken kalktık hepimiz.Babam diğer göçleri traktöre yüklerken ,rahmaetli dedemin akşamdan hazırladığı öküz arabasına binip karanlığın içerisine dalıp aladağ yoluna koyulduk.tekerleklerin dingilden gelen ve taşlara çarpmasıyla oluşan gıcırtılar ve gacırtılar, bir ninni gibi gelse gerek daha küçük olmam nedeniyle dedemin kucağında uyuya kalmışım.Yolculuğun ilerleyen saatlerinde dedemin içtiği sıgaranın külü yüzüme düşmesiyle uyandım.Karanlık aydınlığa dönüşmüş. Güneş yavaş yavaş çamların üstnden görünmeye başlamıştı.Dedem höst gah diye öküzlere bağırıyor kuş sesleri ve tekerlek gacırtıları bizim müzik ihtiyacımızı gideriyordu.Orman yolunda sessisz sessiz ilerlerken aladağa varmanın heyecanı basmış ,bir’an önce gitmenin hayallerini kuruyordum.Ve nihayet beş saatlik bir yolculuktan sonra aladağ evleri görünmeye başladı.Çocukluk dünyası olsa gerek renkler daha canlı ve toz bempe her varlığın önemi daha farklı.Arabamız basmaya kıyamadığımız otların tekerleklere dolaşmasıyla zarzor ilerliyor.Komşu öküz arabaları kavaklı çataktan birer birer görülmeye başlıyordu.Arabamızı evin önüne çektiğimizde, dedem ta köyden hayalini kurduğu evin arkasındaki çörtenin başına oturmuş ,her iki dakikada su içiyordu.Akşam oldu.Artık geceler löküsün loş karanlığında geçecek.Löküs ışığında yüzler tam olarak seçilmesede az da olsa sobanın vermiş olduğu aydınlıkta konuşan ,bir kişiye bütün gözler dönüyor pür dikkat dinleniyordu.Sabah namazı dedemle ninem işletmenler gelmeden odun getiriyorlardı.Günler bu şekilde geçip gidiyor.Köy olarak yarını düşnmekte günün tadını çıkarıyorduk.O sene kurban bayramı aladağ zamanına denk geldi.Dedem bayram sabahı elimden tuttu üç köyün beraber bayram namazı kıldığı camiye doğru ilerlerken ,otların üzerine düşen çiğ taneleri bir elmas gibi parlıyor, bayram için giydiğim beyaz çoraplarımı ıslatıyordu.Namazı kıldıktan sonra üç köy olarak bayramlaştık şekerlerimizi toplayıp bitirdikten sonra iki gün sürecek olan ve her evden çeşitli tatlı ve yemekler geldi. yemekler ve tatlılar yeniliyor gençler top oynuyor ,ihtiyarlar çobanlık anılarını, birer birer anlatıyolardı. Bayram bitmiş günlük hayat başlamıştı.Tokmaklı gilin Yakup amca paltasını almış Karaçörten’den doğru ayağıkuru bulmaya gidiyor .Gök muharem gilin Yaşar dayı tekerleklerin epsitlerini düzeltiyor. Cuci gilin topal durmuş Saat ayarlarcasına tokluların arkasından gidiyordu.Gambur gilin kötü oğlan bu dağlar benim dercesine davarlara eheyliyor.Günler birbirini kovalıyor Sabah saatlerinde semaya doğru uzanan baca dumanları yaylada hayatın olduğunu ima etsede her şey gibi kaybolup bir sonu anlatmaya çalışıyordu. İnekler sağılıyor,Yüce yaratıcının bütün canlıları istihdam edercesine doğadaki görevlerinin başına gönderiyor ,saati ve zamanı şaşmaksızın her canlı görevini ifa etmeye çalışıyor. Akşam sahibine süt getiriyordu. Gelmeyen hayvanlar .ya hastalığa yakalanmış. yada yabani bir hayvanın saldırısına uğramış oluyordu. Bu nedenle aranması ve bulunması gerekiyordu .Gizirlerin fazlı ,gambur gilin Tahir. haccaların İsmail ve köpeyi ile cuci gilin hasan ormanda hayvanların aranmasında ilk akla gelenlerdendi .          Yavaş yavaş çağ değişmeye , keçiler ve koyunlar satılmaya ,bacaları semaya uzanan evler terk edilmeye başlandı. Hacı Süleyman gilin Halil, Kıyıcıların İbrehem , epüllerin Durmuş Susuzlunun muzaffer Çeşibeşgilinkiler yayla hayatını bırakmış, bunların yarısı şehir hayatına başlamış, Gitmesekte ,gelmesekte o yayla bizim yaylamızdır deyiminin gerçek anlamını ortaya koymuşlardır.Yayla ortamını yaşayan gurbetçilerimiz yaylalara meyli olsada sonraki kuşaklar ağaç evleri değilde betonu tercih etmektedirler.ihtiyarları o ortamdan koparamayan ağaç merdivenin her basamağında bir anısı ,topraktan sıvanan duvarların her çatlağında, bir hatırası yağışta ,yağmurda,sıcakta ,soğukta koruyan o baba yadigarı evin vefası.
yayla sonu gelmeye başlamış ,kuşların sesi kesilmiş,Otlar sararıp solup bitmiş,köydeki işler artmış güz gelmişti.sevinçli,neşeli,bayram nidasıyla gelinen aladağ,sessiz ve hüzünü andıran bir şekilde yavaş yavaş terk edilmeye başlamış, Yaşananlar hep tatlı bir anı olarak geride kalmıştır.Herkesin kendinden bir şey bulacağı hikayeyi okuduğunuz için teşekkür ederim.

Fahri  KAYAALP
Deveiler köyü Muhtarı
Bayramlarmı değişiyor İnsanlarmı?
                Hayatın olmazsa olmazlarından Bayram, neşe sevinç kaynağı, buluşma noktası, ruhun gıdalandığı bedenin ise tertemiz giyindiği sevgi bağlarının kuvvetlendiği uzakların yakın olduğu, velasır biz Müslümanlara özel gün ve büyük hediyelerdir. Bayramlar.
                Günümüzde her şeyin doğallığını kaybettiği gibi Bayramlarda değişiyor mu düşünüyorum bazen. İhtiyarları görüyorum hani bizim zamanımızdaki bayramlar, televizyonu açıyorum ah o eski bayramlar. Neredeyse her gördüğüm, karşılaştığım kişi günümüz bayramları eleştiriyor.
                Birde şunu düşünüyorum; her yaşın bayramı diğerinden değişikmi acaba. Hadi öğlede geride bırakılan bayramlar neden özleniyor. Belki aynı olsa özlenmeyecek, belki bayramı bayram yapan değişken olması. Burada dikkat çektiğim konu geçtiğimiz bayramları geri getirmek değil, gelecekteki bayramlarımızın tadını çıkarıp değerini bilmektir. Ama şunuda iyi bilmek gerekirki; Bu günleri anımsayarak gelecek bayramlarıda  ah o eski bayramlar denilecek. Belki özlenen Bayram değilde insanın içindeki saf çocukluk, gençlik, o toz Pembe dünyada, hiçbir şeyden habersiz günler geliyor biran akla. Dünya meşakkatinden dolayı sadece bayram günü canlanıveriyor o eski anılar.
                Belki insan sıradan biriymişte sadece o gün adam yerine konuluyor. Belki sadece o gün çalınıyor dörtgözle beklenen kapılar ve telefonlar. Aynı kentte bulunduğu halde, el öpme zahmetinde bile bulunmadan bir alo demek ihtiyarlara ah dedirten şey olamazmı. Evlatlarının imkanları olduğu halde kendisinin darulacizede olması. Zor imkânlarla büyüttüğü o beyfendilerden, hanımefendilerden bırak maddi imkanı bir selamı esirgediği bu zamanımızda acaba insanlarmı değişiyon Bayramlarmı değişiyor. SİZCE ?

Fahri  KAYAALP
Deveiler köyü Muhtarı

 
  TOPLAM 37212 ziyaretçi devecilerkoyu.tr.gg

Google
 
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=