rymn
 

 SİZDEN GELEN MAKALELER  RAMAZAN YAMAN

Blog images codes

GİDEMEDİĞİN YER SENİN DEĞİLDİR

Bolu ilimiz harika illerden biri olup, gezip görülecek tarihi ve turistik zenginliklerle doludur. Bolumuzu anlatmak sayfalara sığmaz. Bolu Valiliğimizin hazırlamış olduğu www.bolu.gov.tr  web sitesinde bu yerlere geniş bir şekilde yer verilmiştir. Emeği geçenlere teşekkürlerimizi bir borç bilir ve başta Valimiz olmak üzere tüm çalışanlara başarılar dileriz.

Ben doğma büyüme Ankarada olup, Dörtdivan/Bolu nüfusuna kayıtlıyım. Yani Dörtdivanlıyım. Ama kaç sefer Bolu’ya gittin deseler cevap veremem. Bir sefer rahmetlik Annemin cenazesini almaya Bolu SSK Devlet Hastanesine (eski adı) gittim. Birkaç seferde İstanbul’a giderken Bolu dan geçtim o kadar. O güzelim memleketime gidenlerden övgüyle söz ettikleri Abantı, yedigölleri, doğa harikası yaylalarını, hamamlarını ve tarihi yerlerini dinliyorum. İçinde yaşadığımız teknoloji gelişimindeki bilgi çağı sayesinde İnternet üzerinden web sayfalarına girerek İlimiz ve İlçelerimiz hakkında bilgi edinebiliyoruz.   

Köyüme, Dörtdivan’a da yaklaşık beş-altı senedir gidemiyorum. Dörtdivan Köroğlu Yayla şenlikleri düzenleniyor ve bu vesile ile o doğa harikası yaylalarımızı, ormanlarımızı görüp gezmeye yayla havası almaya fırsat oluyordu. İki-üç senedir de yayla şenlikleri Dörtdivan’a yakın mevkii de yapılmaktadır. Bu da önceki yayla havasını alma, yayla turizmini tanıtma cazibesini yitirmiş bulunmaktadır. Yine de hemşehrilerimiz bir araya gelerek kaynaşmaktadırlar.

Sıladan uzak gurbet ellerde yaşayan bizler memleketimizle ilgili bir şey duyduğumuzda daha duyarlı oluyoruz. Gerek Yurt içinde gerekse Yurtdışında ailesinin ve çocuklarının rızklarını kazanmaya çalışanlar sıla hasretiyle yanıp, birlik ve dostluk içerindedirler.

Acizane sizlere bir nebze yardımcı olabilmek için Valiliğimiz İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından hazırlanan ilçelerimiz hakkındaki bilgilerden alıntı yaparak Tarihi, Turistik ve Mesire yerlerini aşağıda sizlere sunmaya çalıştım. Hem siz değerli hemşehrilerimiz hem de bu sayfaya giren herkesin ilçelerimiz hakkında bilgi sahibi olmalarını arzuladım.

Gidemediğin yer senin değildir der atalarımız. Gidemesek de göremesek de memleketimiz buraları, en kısa zamanda gidelim-görelim-gezelim. Bakın ne güzellikler ne tarihi yerler varmış. Yeni nesil gençlerimiz,  okusun öğrensinler ve baba ocağından, toprağından uzak kalmasınlar.

 

İlçelerimizdeki tarihi ve turistik güzellikleri okuyup, öğrenelim:

Dörtdivan : İlçenin Yağbaşlar Köyünün Mürseller Mahallesinde Bizans kale kalıntıları vardır. Yukarısayık ve Sorkun köyleri arasında bir tepede Himmet Dede Türbesi, Kılıçlar köyünde Kırklar Türbesi, Çalköy'de Şehriban Nine Türbesi, Merkez Camii yanında Secamehmet Dede Türbesi bulunmaktadır. Özellikle Aladağ civarında mesire yerleri ve yaylaları gezip görmeye ve kamp kurmaya elverişli yerlerdir.

Gerede : İlçenin Asar Kale, Keçi kalesi kalıntıları, Kiliseli Han diye bilinen tarihi tüccar hanı, Yukarı Tekke Camii, Aşağı Tekke Camii Türbesi, Yıldırım Beyazıt Camii, Esentepe'deki Ramazan Dede Türbeleri, gezilip görülebilecek tarihi eserler ve yerlerdir. Şehrin kuzeyinde Esentepe, Arkut Dağlarında yaylalar başlıca mesirelik alanlardır. Özellikle Gerede Yaylaları yayla turizmine çok uygundur. Esentepe bölgesinde kış sporları ve kayak yapmak mümkündür. Ayrıca yaz aylarında çim kayağı yapma imkanı vardır.

Göynük : İlçenin Gazi Süleyman Paşa Camii ve Hamamı, Akşemseddin Türbesi, Ömer Sekkin Türbesi, Zafer Kulesi, Soğukçam Köyünde bulunan Frig Harabeleri ve Kilciler Köyündeki Bizans Kalıntıları İlçenin önemli tarihi eserleridir. Sünnet Gölü, Çubuk Gölü ve Çatak Kaplıcası, gezilmesi ve görülmesi gereken turistik yerlerdir. Çubuk Yaylası, Arıkçayırı Yaylası, Bulanık Yaylası, Değirmenözü Yaylası, Hacımahmut Yaylası en önemli yaylalarıdır.

Kıbrısçık : İlçenin Alcının Kaya Ulu Dere boyunda mağaralar, kaya evleri ve peri bacaları, gezilip görülmeye değer yerlerdir. Köroğlu Dağlarının güney yamaçlarındaki düzlük alanlarda bulunurlar. Belen, Karaköy, Kökez, Bölücekkaya, Karadoğan ve 1825 metredeki Devevira önemli yaylalardandır. Kıbrısçık-Beypazarı yolu üzerinde İlçeye 22 km. mesafede bulunan Karagöl, 1 hektar genişliğinde oldukça derin bir göldür. Çevresi tamamen ormanlık olan ve Orman İşletmesince koruma altında olan gölde kamp yapmak için çok güzel yerler vardır. Gölde çok sayıda yaban ördeği olmasından dolayı avcıların çok uğradığı bir yerdir.

Mengen : İlçenin Kayabükü, Akören - Kisecik Mevkiinde ve Çayköy'de kilise kalıntıları bulunmaktadır. Güneyhisar'da, Avşar'da; Ev Kayası, Karakaya'da; Balkayası ve Oyukkaya, Teberrikler köyünde Yanıkdeğirmen mağaraları bulunur. Gözecik köyünde Bizanslılara ait, Çorakkadirler ve Aktepe Köylerinde Cenevizlilere ait sütun taşları vardır. Elemen ve Güney Köylerindeki camilerin kilise kalıntılarından camiye çevrildiklerine dair izler vardır. Kadısusuz Köyünde de tarihi kalıntılara rastlanmaktadır. İlçemiz ormanlık bir bölgede olduğundan, yüksek yaylalar bulunmaktadır. Her bir yaylamız doğal güzellikleriyle dağ turizmine elverişlidir. Başlıca yaylalar; Soğucak, Akçakoca, Bürnük, Sırıklı, Çukur Yayla, Göl Yaylası, Aktepe, Ağalar, Küçükkuz, Civcivler, Mamatlar, Elemen ve Afşar Yaylalarıdır. Ağalar Gölü, Dipsiz Göl, Yayladağ Gölü, Bölükören Gölü,Ödek, Kemal Savaş, Şirinyazı ve Hızarderesi Göletleri önemli mesire yerleridir.

Mudurnu : İlçenin Yıldırım Beyazıt Camii ve Hamamı, Kanuni Sultan Süleyman Camii, Armutçular Konağı, Şeyhül Ümran, Şeyh Tevfik Efendi, Şeyh Fahreddin Rumi, Abdurrahim Tırsi, Karaarslan Baba, Davud-i Halveti Türbeleri görülmesi ve ziyaret edilmesi gereken yerlerdir. Her yıl Temmuz ayının ilk pazar günü Şeyh’ül Ümran bayramı olarak kutlanmaktadır. Ahiliğin çok eski bir geçmişi olan Mudurnu’da her yıl Ekim ayının 2'nci Pazartesi günü başlayan ve 7 gün süren Ahilik Kültürü Haftası düzenlenmektedir. Karamurat Gölü ve Sülük Gölü ile Abant Gölü çevresindeki yaylalar görülmesi gereken doğal güzelliklerdir. Sağlık ve kaplıca turizmi bakımından Babas ve Sarot Kaplıcaları çok elverişlidir.Mudurnu İlçemiz geleneksel tarihi Türk evleri bakımından oldukça zengindir ve kentsel sit alanı olarak koruma altındadır. Armutçular Konağı olarak bilinen ev görülmeye değerdir. Diğer evler ise daha sade özellikler taşırlar.

Seben : İlçenin Kuzeyindeki Kartalkaya Kayak Merkezi, 78 ºC sıcaklığındaki şifalı sularıyla Kesenözü Köyündeki Bağlum kaplıcaları, Firigyalılardan kalma kaya evleri, Çeltikdere Köyü civarındaki kilise kalıntısı, mezar kalıntıları, peri bacaları ile en önemlisi yayla turizmi başlıca turizm potansiyelimizdir. Her yıl Haziran ayında her köy hacet bayramları düzenlemektedir. Ayrıca her yıl Ekim ayında da Seben Panayırı ve Elma Festivali yapılmaktadır. Kiraz Dağı çevresinde toplanmış, ortalama 1400m. yükseklikte olan bu yaylaların en önemlileri Gerenözü ve Kızık yaylalarıdır. Çeltik Deresi, Hocaş, Kaşbıyıklar, Yuva, Solaklar ve Alpağut Köylerinde derin vadiler içinde yükselen kayalar içine oyulmuş 3-4 katlı kaya evlerine rastlanmaktadır.

Yeniçağa : İlçenin eski yerleşim yeri olan Eskiçağa Köyünde, Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılmış bir cami, hamam ve türbe bulunmaktadır. Ayrıca Yeniçağa İlçe merkezinde de Sultan 5. Reşat zamanında yapılmış Şehir Hamamı vardır. Ankara - İstanbul Karayolu üzerinde bulunan ilçenin hemen kıyısında uzanan Yeniçağa Gölü , tabii güzellikleri ile dikkat çekmektedir. 400 Ha.lık alanı kaplayan ve çeşitli göl kuşlarının olduğu göl, avcılar için çok müsait bir avlanma yeridir. Göl kıyısında, kıyı boyunca uzanan ağaçların altı, güzel bir mesire ve dinlenme yeri olarak halkın rağbet ettiği yerlerdir.

 

Derleyen : Ramazan YAMAN  (Yalacıklı)

19.01.2007- ANKARA

Kaynak : Bolu Valiliği Resmi Web sitesi - Bolu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Blog images codes

YAYLA TURİZMCİLİĞİ

Değerli Dörtdivanlı Hemşehrilerim.

Hep birlik ve beraberlikten bahsediyoruz. Hepimizin gönlünde yatan hissiyattır. İş adamlarımız Ankara ve İstanbul da çeşitli meşguliyetle uğraşmaktadırlar. Çoğunluğu ise İnşaat işlerindedir. İşlerinin artarak kazançlarının bol olmasını temenni ederiz. DİVANKAV aracılığı ile ilçemiz için çeşitli faaliyet ve yardımlarda bulunmaktadırlar. (Burs, Yardım, Camilerin halılarının değiştirilmesi gibi) Ama Dörtdivan’a bir fabrika yada iş yeri açmak için girimde bulundukları bir kaç projeden olumlu sonuç alamamışlardır. Bu da başta DİVANKAV yönetimini ve bizleri üzmektedir. İnşaallah kısa sürede de buna bir çözüm getirilir. Yurtdışında çalışan hemşehrilerimizinde bu hususta ellerinden geleni yapacaklarına ve destek vereceklerine eminim.

HİÇ Karadeniz bölgesine gideniniz oldu mu? bilmiyorum. Sanırım İş adamlarımızdan gidenler olmuştur. AYDERYAYLASI ve UZUNGÖLE gittiğinizde tabiat açısından bizim oralardan bir farkı olmadığını görürsünüz. Bizim oranın dağ ve yayla turizmi Karadeniz den daha verimlidir. Ankara-İstanbul arasında olması münasebetiyle ulaşımda kolaydır. Yukarıda bahsettiğim yerlere ulaşımda zorluklar vardır. Ama yine de gidip görmeye-gezmeye değer yerlerdir. Adamlar öyle evler yapmışlar ki senenin dört ayında turistleri ağırlayarak kalan 8 ayda oradan uzakta başka illerde (-oralı olmalarına rağmen-) yaşamaktadırlar. Yani anlayacağınız 4 ay içerisinde yörelerini tanıtıp para kazanıyorlar. Evlerin dış cephesini ağaç lambiri ile döşeyerek yada ağaçtan evler yapmışlar. İç dizaynında tamamen ağaç kullanarak döşemişler. Bu ayrı bir nostaljik hava katmış. Türkiye ve Yurtdışından kafileler halinde konuklar ağırlamaktadırlar.

NEDEN bizim Aladağ bölgesinde; Nuhören çayırında, Çambuğarda, Köroğlunda, Karaçayırda Yayla evleri yapıp senenin 6 ayında turizmden yararlanılmıyor. Daha önce bir gün olsun Yayla şenlikleri sayesinde KARAÇAYIR bölgesine çıkılıyordu. Uzaklık ve yol bahane edilerek DİVANKAV yönetiminin de İlçe yakınındaki Amanlar Dağı - Karapınar Yaylasında Yayla şenliklerinin yapılmasına mecbur bırakılmıştır. Amaç o doğa harikası bölgemizi –yaylalarımızı- kamuoyuna basın-yayın organları vasıtasıyla duyurmaktı. Dörtdivanımızı bilindiği gibi asırlardır süre gelen PANAYIR etkinliklerinde ve çeşitli etkinliklerde tanıtılabilir. Panayır hem bölgemizin ticari kalkınmasında hem de bölgemizin ürünlerini pazarlamada önemlidir.   Gelin Müteahhitlerimiz Yaylalarımıza bu tür turistik tesisler yapsın ve böylelikle gençlerimiz toprağından ayrılmadan iş sahibi de olurlar. Bu bölgelerde kendi tesislerini kurarak hizmet vermiş olurlar. Şahsi olarak tatilde gidip yaylada vakit geçirmeye yönelik ev yapanlarımız var. Kimisi tuğla ve briketten, kimisi de ağaçtan yapmış. Bunu yayla turizmine yönelik müsait yerlerde tesislere dönüştürürlerse bölgemizin kalkınmasına ön ayak olmuş olurlar.

Gençlerimiz Halkla İlişkiler, Muhasebe, Turizm, Aşçılık, Otelcilik, Yabancı dil gibi  Yüksek okullarda eğitimlerini tamamlayarak bilinçli olarak, ileriye daha güvenle bakarlar. Onun için tekrar ediyorum iş adamlarımıza büyük iş ve görev düşmektedir. DİVANKAV yönetiminin de her zaman olduğu gibi insanlarımızı yönlenlendirmede projeler geliştirmesini talep ediyoruz. Bu hususlarda da her bir neferin destekçi olması gerekmektedir.

 

MEVLAM NEYLERSE GÜZEL EYLER,                          Ramazan YAMAN27.03.2007 Ankara

HAYDİ GELİŞME İÇİN BİRLİĞE BEYLER,

TURİST HUZURLU GÜZEL YERLERİ MEYLER,

Blog images codes

DOĞA HARİKASI, OKSİJEN DEPOSU YAYLALAR.

12 Mayıs 2007 Cumartesi günü sabah saat 09.00 da Ankara/Samanpazarı Altındağ Belediyesinin önündeydim ve 2. Dörtdivan Köroğlu Doğa Yürüyüşü programına katılacaktım. Geldiğim de kir kaç kişi olmasına rağmen bizi götürecek araç ortalarda yoktu. Yaklaşık on dakika sonra Midibas otobüs geldi. Etrafta kimsecikler yok derken Belediyenin içerisinden kalabalık bir topluluk çıkıverdi. Herkes hazırlıklıydı. Kimisi Ankara’nın sıcaklığı karşısında yazlık giyinmiş kimisi de soğuk dan haberdar kışlıklarını giymişti. Bizim oraları soğuk oluyordu ve bazıları bunu biliyor bazılarına da soğuk olacağı söylenmişti. Araca bindik ve aşağıda daha arabaya binemeyenler kalmıştı. Hemen Belediyeden bir minibüs daha takviye edildi. Kalanlarda o minibüse bindiler. O sıra Kırıkkale Dağcılık Kulübüne bağlı dağcılar kendi minibüsleri ile gelmişlerdi. Ve böylelikle bir Midibas Otobüs ve İki Ford minibüs yolculuğa hazırdı. Gördük ki dağcılar hazırlıklı sırt çantalarına çadırlarını da almışlardı. 9.30 da Dörtdivan’a gitmek üzere yola çıktık.

Geçen sene birincisi düzenlenen Dörtdivan Köroğlu Doğa Yürüyüşünün bu sene ikincisi düzenleniyordu. Geçen seneki yürüyüşe katılardan da vardı. Doğa Yürüyüşü; Dörtdivan Kaymakamlığı, Dörtdivan Belediye Başkanlığı ile Dörtdivan Köroğlu Kalkınma ve Dayanışma Vakfı birlikteliğiyle; Dağcılık Federasyonu (Kırıkkale Dağcılık İl Temsilciliği), Doğa Araştırmaları, Sporları ve Kurtarma Derneği ile Altındağ Belediye Başkanlığı katılımlarıyla düzenlenmişti. Doğa Yürüyüşüne sponsor olan Dörtdivanlı iş adamları da vardı. Güzel İlçemizi ve harika doğa ile iç içe olan Yaylalarımızı tanıtmayı amaçlayan bu organizede emeği geçen herkese teşekkürlerimizi belirtir, çalışmalarında başarılar dileriz.

Yolculuğumuz otoban üzerinden Dörtdivan’a doğru ilerliyorduk, otobüs içerisindeki hava ise görülmeye değerdi. Hep bir ağızdan türküler söyleyip, geçen bir haftanın stresi ve yorgunluğu atılıyordu. Herkesin yüzünde bir tebessüm ve doğa ile iç içe olup, oksijen depolayacakları için memnundular.

Seyir halinde giderken gözüme Çamlıdere barajı ilişti. Yağmur yağmadığı için barajlarda su kalmadığı ve su sıkıntısı çekileceği söyleniyordu. Gerçekten barajda su çok eksilmişti. Daha önceleri buradan geçerken barajda ne kadar gür ve çok su olduğunu görmüştüm. Ama şimdi öylemi su çekile çekile adeta barajın orta kısmı kalmış.  Hani derler ya göz görmeyince gönül katlanmaz. Gerçekten bu yıl yağmur yağmazsa Ankara’yı sıkıntılı günler bekliyor. Bunları düşünerek yolculuk devam ediyordu.

Otoban Ankara Gerede çıkışını geçtik ve Dörtdivan çıkışı hizmete açıldı mı diye düşünmeye başladım. Tam o sıra diğer minibüsten haber gelmişti. Dörtdivan otoban yolu açılmadığından Metro çıkışında buluşma olacağı belirtilmişti. Metro çıkışı benzinliğin iç kısmından Gücükler Köyü yoluna çıkılıyor ve buradan Dörtdivan İlçe merkezine ulaşılıyordu. Dörtdivan otoban çıkışı alabilmek için çok mücadeleler verilmişti. Geçerken dikkat ettim ve hemen hemen yolun bittiği görülmekteydi. Peki neden yol açılmamıştı. Yaz geldi gurbette bulunan Dörtdivanlılar akın akın köylere gelecek. Yayla zamanı, yaylalara gidenler çoğalacak ve hatta misafirler gelecek. Peki yol açık değil, gene metrodan mı çıkacaklar. Yoksa Gerede yol ayrımından Gerede’ye çıkıp Gerede üzerinden mi Dörtdivan’a ulaşılacak. Yada Yeniçağa üzerinden mi? Bunlar her Dörtdivanlının kafasındaki bir soru. İstanbul’da ki, de Ankara’daki de ve hatta yurtdışında olanlar da bunu düşünüp, soruyor. Şimdi tüm Dörtdivanlıların isteği ve beklentisi, bir an evvel yolun açılması. İsteğimiz başta Bolu Valimiz, Dörtdivan Kaymakamımız ve Belediye Başkanımız ile DİVANKAV Yönetimi ve bu güne kadar desteğini esirgemeyen hemşehrimiz Altındağ Belediye Başkanı Veysel TİRYAKİ konun üzerine önemle eğilirler ve yolun kısa sürede açılmasını sağlarlar.

Buluşma noktasında diğer araçlarla da birleşip, Dörtdivan Kaymakamlığının önüne geldik. Kafileyi; Dörtdivan Kaymakam Vekili Şevket CİNBİR, Dörtdivan Belediye Başkanı Mehmet AYNAGÖZ, DİVANKAV Başkanı Ethem ERTUĞ Yönetim Kurulu Üyeleri ile birlikte karşıladılar. Karşılamada Dörtdivan Merkez Şehit Orhan Yalçın İlköğretim Okulu öğrencileri yöresel folklor gösterisi yaptılar. Hoşça vakit geçirilen dakikaların ardından öğle yemeğine geçildi. Öğle yemeği İlçemizde bulunan BOLU Demir çelik Fabrikası idarecileri tarafından verilmişti. Yemeğe Dörtdivan’ın protokolü de katılmıştı. Yemekten sonra yarım saat dinlenme molası verildi.

Mola esnasında ben de bir heyecan vardı. Bu güne kadar Dörtdivanlı  olmama rağmen Köroğlunun doğduğu köy olan, Sayık köyüne gidememiştim. Araçlarımız hareket edip, Sayık Köyüne ilerliyorduk. Tarlalar daha henüz yeni yeni yeşermeye başlamış, ortalıkta birkaç büyük baş hayvan ve kaz ile ördekler gözüküyordu. O eski çocuk cıvıldaşmaları yoktu. Çünkü çoğu Ankara ve İstanbul illerindeydi. Dörtdivan göç veriyor ve vermeye de devam ediyordu. Bunun önüne nasıl geçilecekti. İş adamlarımızın Dörtdivan’a yatırımı bir an evvel gerçekleştirmeleri gerekir. DİVANKAV da elinden gelen gayreti göstermeye çalışıyor. Fakat birlikten kuvvet doğduğu bilinci içerisinde iş adamlarımız ve ilgili kurumlarla diyalog içerisinde projeler üretmeye çalışıyorlar. Dörtdivanlılar olarak bizlerde elimizden ne geliyorsa desdekçi olmalıyız. Yarın belki çok geç olabilir.

Sayık Köyüne geldiğimiz de Dörtdivan İlçe Milli Eğitim Müdürü Köroğlu hakkında bilgiler verdi. Köroğlunun torunları olarak; “Köyümüz de en kısa süre içerisinde Köroğlunun evini restore edip, müze haline getireceğiz.Yapılan araştırmalar köroğlunun bu köyde doğduğunu ve Aladağ ile buralarda at koşturduğunu ” belirterek ev sahibi olarak katılımcılara yayık ayranı ikram etti. Köyden, kamp yapacağımız Kadılar Yaylasına gitmek üzere ayrıldık.

Dörtdivan ilçe merkezi, Adakınık ve Yalacık Köyleri derken dağ yoluna çıktık. Yalacık aşağı yaylasından, Çambuğardan, eski çardak ve Gurceköy yaylalarından geçerek Yalacık Yaylasına geldik. Yol boyunca görülen manzara harikaydı. Burada kelimelere sığdırmak gerçekten zor. Gidip görmek ve gezmek gerekiyor. Boy boy çam, gürgen ağaçları, şırıl şırıl akan suları, yemyeşil otlarla, sarı ve beyaz papatyalar bezenmiş bayırları görülmeye değerdi. Henüz yaylaya çıkanlar olmadığı için mal melal da yememişti.

Yalacık Yaylasında yarım saat mola verildi. Kafileye katılanlar arabadan inerek kendilerini çim ve papatyaların üzerine attı. Adeta bir yıllık oksijeni depolamak istercesine nefesler alınıp verildi. Flaşlar patladı. O harika manzara ve doğa, resim karelerinde saklanmak üzere çekildi. Yaylanın soğuk sularından içildi. Mola bitti hareket edilecek ama arkadaşlar burada kalalım dercesine ağır davranıyorlardı. Kamp yapılacak yerin buradan bir farkı olmadığı ve bir an evvel kalacak yerlerin tespit edilmesi gerektiği vurgulanarak yola devam edildi. Camlardan gözünü alamayan yolcular o gür ormanı tabiat harikasını gördükçe gün bitmesin istediler. Ve sonunda Kamp bölgesine ulaşıldı.

Divankav Yönetimi Katılımcıların hiçbir sıkıntı çekmemesi için elinden geleni yapmıştı. Yayla da bulunan evlere ikişer, üçer, beşer dağıtılarak kişilerin yerleşmesi sağlandı. Yeterince battaniyesi olmayanlara battaniye takviyesi yapıldı. Evlerini sırtlarında taşıyan dağcılar ise biz doğa ile baş başa kucak kucağa yatacağız diyerek, çadırlarını kurdular. Akşam olmuştu. Soğuk da kendini iyi den iyiye göstermeye başlamıştı.  Daha önceleri geldiğimde gündüzleri dahi bir günde dört mevsimi gördüğüm olmuştu. Ama bu gün hava gerçekten çok güzeldi. Sıcaktan üzerimizdeki kazak ve ceketleri çıkarmıştık. Akşam gündüz gibi değildi. Meydan da ateş yakarak etrafında toplandık. Bir yandan da yemek hazırlanıyordu. Sponsorlar tarafından mangal yakılmıştı. Yemekler yendi ve eğlence başladı. Yöresel müzik aletimiz olan Gırnata çalıyor, yöresel oyunu bilenler oynuyordu. Bilmeyenler ise geri kalmayıp, ayak uyduruyordu. Millet ateşin etrafında coşmuştu. Hep birlikte türkü söylemeler, araba teybinden çalan oyun havalarıyla oynamalar, büyük şehirlerin verdiği stresi atmaya birebirdi.  Her bir günün sonu vardı ve gece saat 12.00 ye gelmişti. Herkesi sabah erken kalkıp, zorlu bir yürüyüş bekliyordu. Ateş sönmüş ve millet istirahata çekilmişti. Gecenin sessizliğini atılan silah ve tabanca sesleri bozuyordu. Belki bazıları diyebilir ki ya bu silah sesleri ne oluyor. Şehir magandaları burada da mı var. İş öyle görüldüğü gibi değil. Hem zevk hem spor hem de yırtıcı hayvanların yerleşim yerine yaklaşmasın diye silah atılıyordu. Çünkü ayı, kurt ve  yaban domuzlarının yaylalara indiği biliniyordu. Bu yayla zamanı da her akşam tekrarlanır. Hayvanlara zarar ziyan vermesin diye. Kaldığımız eve giderken gözüme dağcıların çadırları ilişti. Karşımda on tane çadır vardı. Ortaya bir ateş yakmışlar ve ısınıyorlardı. Bu gece soğukta ne yapacaklar, nasıl yatacaklar diye düşünmeden edemedim. Yanımdaki arkadaş onlar alışkın uyku tulumunun içine girip yatarlar dedi. Sanki benim düşündüklerimi tahmin ederek. Kalacağımız evin önüne geldik. Ev sahibi akrabam olan eniştem Rıza Aydınalp dı. Yanımda oğlu İbrahim vardı. Oralı olmam münasebetiyle eve iki bayan misafir almıştık. Bayan arkadaşlardan birinin iki ufak çocuğu vardı. Onlar rahat yatsın, çocuklar üşümesin diye yedek battaniye ve uyku tulumu bularak güvenli yatmalarını sağlamaya çalıştık.

Yeğenimle arabada yatmaya karar verdik. Ama o ne uyumak mümkün mü, hava soğuk üşüyoruz. Battaniye de yok. Yeğenim kalktı ve odun getirerek ateş yaktı. Odun bol ve gür bir ateş vardı. Sabaha kadar ateşin başında oturarak, üşümeden sabahladık. Sabah 05.30 sıralarında yüreğim dalmış uyumuşum. 07.45 de yeğenim seslendi. Kafile yola çıktı sen gitmiyor musun diye. Koltuğunu uzattığımız arabanın içinde şöyle bir doğruldum, her tarafım tutulmuştu. Yürümek şöyle dursun, adım atacak halim yoktu. Yeğen “bırak gitsinler, nasıl olsa biz buralıyız. İnşaallah bir başka gün birlikte çıkarız” dedim. Kalkıp buz gibi yayla suyuyla yüzümü yıkadım. Yeğense hiç uyumamıştı. Bizim için bu gün yoruldun dediğimde “ bizler alışığız, çok hayvanların başında sabahladık” dedi. Misafirlerde henüz uyanmamıştı. Derenin kenarına giderek ayaklarımızı uzatıp, oturduk. Temiz hava, su şırıltısı içerisinde, sohbet ettik.

İbrahim bana Saçlık zirvesini anlattı. 2-3 saat süren bir yolculuk sonrasında Saçlık zirvesine tırmanmanın başladığını ve zorlu 2-3 saatlik tırmanıştan sonra zirveye ulaşılabildiğini söyledi. Zirvenin doruğundan Ormanların ayaklar altında olduğunu harika bir görünüm sergilendiği belirtti. O zaman içimden keşke katılsaydım diye geçirdim. Ama benim tekrar gelip, çıkma imkanım var diye kendimi teselli etmeye çalıştım. Artık nasılsa iş işten geçmişti. Ama İbrahim’e; inşaallah Haziranın 20 sinden sonra çocuklarla, buralara geleceğim ve misafirin olacağım dedim. -Allah (cc) nasip eder bir aksilik çıkmazsa gideceğim.- Böyle düşünürken evin önünden gelen seslerle irkildim. Misafirler kalkmıştı. Bizde kalkıp misafirlerin yanına gittik. Kahvaltı sofrası hazırlayarak, hep birlikte güzel bir kahvaltı yaptık. Misafirler biraz da olsa üşümelerine rağmen memnundular. Eğer kalacak yer bulma imkanları olmasa imiş Dörtdivan İlçe Merkezine inip Öğretmen evinde kalacaklarmış önceden öyle düşünüp, planlamışlar. Gitseydik, bu doğa harikası tabiatla bir gün daha birlikte olamayacaktık dediler. Öğleye doğru misafirler diğer bayan arkadaşların aynına geçtiler.

Web sitesi hazırladığımdan İbrahim hadi biz mümkünse önden gidelim, yaylalardan ve köyümün resmini çekeyim dedim. Yeğenimin arabası var idi, oda kabul etti ve saat 14.00 de biz kadılar yaylasından ayrıldık. Yol boyunca fotoğraflar çekip, Yalacık Köyüne geldik. Köyümün de dört bir tarafından resimler çektim. Köyümün sakinlerinden evimizin üstünde oturan komşumuz bizi görünce sevindi ve çay demlettirerek, bayırda çaylarımızı yudumladık.

İşimiz bitmiş Kadılar aladağından gelecek arabaları bekliyorduk. Akşam olmuş mal melal evlerine geliyordu. Sanki karınlarının doymasının verdiği mutlulukla bir düzen ve sıra içerisinde evlerine ulaşıyorlardı. Bızaları olanlar, yaklaştıkça sanki yavrusuna ben geliyorum diye bağırıyorlardı. Ama yine içimi bir hüzün kaplamıştı. Birkaç yıl öncesine kadar bayırlar büyük baş ve küçük baş hayvanlarda geçilmiyordu. Davarların başında olan çoban köpekleri bir günü daha başarıyla atlattıklarından gururlanırcasına yürüyorlardı. Bu gün gördüğüm manzara iç açıcı değildi. Parmakla sayılacak sadece büyükbaş hayvanlar vardı. 350-400 hane olan bizim köyümüzde bile göç nedeniyle 50-60 hane kalmıştı. Onların çoğu hayvan da beslemiyordu. Bu gidişat nereye kadar diye düşünürken araç geldi ve arabaya bindim.

Arabanın içinde şöyle bir baktım yolculara; zirveye çıkmanın zorluğu yüzlerinden okunuyordu. Ama yine de hayatlarından memnundular. Bu iki günün hiç bitmemesini isteyenler vardı. Geçen seneki yürüyüşe katılanlardan; edindiğim intibada geçen seneye nazaran  bu sefer daha güzel geçtiğini ve organizenin daha başarılı olduğunu vurguladılar. Organizede emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkürlerini ifade ettiler. Memnun edici en büyük unsur ise Dörtdivanlıların dışında yabancıların ilgi gösterip, yürüyüşe katılmalarıdır.

Bu yazıyı okuyup da keşke bizde katılsaydık diye hiç üzülmeyin inşaallah seneye katılırsınız. Sizleri duyar gibiyim bir sene bekleyecek miyiz diye. Hadi o zaman atlayın araçlarınıza cumartesi ve Pazar günlerini doğa ile baş başa oksijen depolamaya ne dersiniz.  Uzak değil iki saat sonra Dörtdivan ilçesindesiniz. Oradan da ver elini yaylalara...           Ramazan YAMAN (Yalacıklı) 18.05.2007  

Blog images codes

DÖRTDİVAN DA EĞİTİM VE SOSYAL YAŞAM

Bundan 30-40 yıl öncesinde yurtdışında çalışma imkanı bulanlar yurtdışına çıkarak çocuklarının rızklarını buralarda aramışlardır. Gurbet ellerinde sıladan uzak ve hasretle çeşitli olumsuz koşullarda yaşam mücadelesi vermeye çalışmışlardır. Memleketinde kalanlar ise yine baba mesleğini yada toprağını işleyerek geçim şartlarını zorlamışlardır. O zamanlar genelde inşaat sektöründe kalıpçı, boyacı, duvarcı ustaları mesleklerinin aranan elamanlarıydı. Sırtına sardıkları bir yatakla Ulus bölgesindeki düşese gelirler ve iş ararlardı. Buldukları günü birlik yada haftalık işlerde çalışarak köye para gönderilirdi. Kimse çocuğum okusunda bir meslek sahibi olsun demezdi. İlkokul bittimi hadi babanın yanında Engürüye (o zamanlar Ankara’nın ismi Engürü denirdi) denir ve gidip inşaatlarda çalışılırdı. Güz zamanında tarlalardan ürün kaldırılmaya çalışılırdı. Tabiiiki kış geldi mi kışın soğuna dayanabilenler inşaatlarda çalışmaya devam ederdi. Diğerleri ise köyde vakit geçirirlerdi. Tek tük Ankara’ya yerleşen aileler çocuklarını okuturlardı. O zamanlar Resmi Dairelerde çalışan ve okuyan parmakla sayılırdı. Kimse yanaşmaz alınan maaşlardan azımsanırdı. Gelecek düşünülmezdi. Gel zaman git zaman Dörtdivan halkı da değişime ayak uydurmaya başladı. Köyden kentlere göç başlayarak yerleşimler arttı. Buna büyük sebep ise  nüfusun artması toprağın daralması ve elde kalanla geçim şartlarının imkansızlaşmasıdır. Geçim koşullarını aranmasın da kimisi baba mesleğini kimisi birbirini takip etti. Bazıları da günün koşullarına adapta olup, gelişmelere ayak uydurdu. Kimisi de mesleği bilmese bile iddiaya kalkıştı. Örneğin yaa falanca ticari taksi almış bende alayım çocuk kullansın gibi hareketler içerisinde çocuğun ehliyeti var mı acaba becerebilir mi denilmedi. Bir başka misal ise anlasın anlamasın falanca kişi inşaat işine girmiş bende gireyim diyerek, piyasaya atılmalar olmuştur.  Ben ve sizler bu misaller gibi sıralayabileceğimiz örnekler yaşamışsınızdır. Ben 1977 de memuriyete başladığımda çok kişiye gelin bir kamu da işe girin dediğimde çoğundan hadi ya senin altı ayda aldığını biz bir ayda alıyoruz gibi laflarla karşılaştım. Hamdolsun şimdi kamu kesimin her alanında çalışan hemşehrilerimiz var. Doktoru, Hakimi, Genel Müdürü, Mühendisi, Belediye Başkanı, Kaymakamı, Memuru, Öğretmeni gibi benzeri mesleklerde  hemşehrilerimiz var.

 

Bizim bölgemizde gerek kız çocuğu gerekse erkek çocuğu’nun okumasına önem verilmedi. Halbuki okuyup kendini geliştirmek bizim çocukların da hakkı idi. Bütün bunlar yukarıda anlattığım sebeplere dayanmaktaydı.Okuyanın hem aileye hem de ilçemize büyük hizmetleri olacağı hiçbir zaman unutulmamalıdır.

 

Anadolu insanın hele kız çocuklarının okuduğunu gören bazı çevreler bunu hazmedemediler. Başörtüsünü bahane ederek çocukları okuldan uzaklaştırmaya çalıştılar. Bir zamanlar kız çocukları okutulsun diye kampanyalar yürütülürken bunu bir nebze frenlediler. Ancak İlköğretimi bitirmeleri için gayret sarf etmeye çalışıyorlar. Yüksek okula Fakülteye dayandı mı kendi istedikleri ölçüler içerisinde okumaya müsaade ediyorlar. Halbuki akıl başörtüsünün altında değil kafanın beynin içindedir. Bu zeki kızlarımızın önünü kesemezler. Biz büyüklerde hemen biçare olup çocukları okutmaktan vaz geçmeyip, sonuna kadar direnerek onların okuması için gayretli olmalıyız. İmkanı olamayan zeki gençlere sahip çıkarak, onları maddi ve manevi yönden desteklemeliyiz.

 

İlçemizdeki bir çok köyün haneleri kapanmış durumdadır. Taşıma sistemiyle eğitim verilmektedir. Yalacık köyünde iki katlı okul binası vardı. Seyitaliler, Süller, Yalacık ve Göbüler köyünün çocukları burada okuyordu. Şimdi ise bina bomboş, viraneye döndü sanırım. Dörtdivan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün web sitesini taradım. Eğitimle ilgili “İlçemizde genel eğitim seviyesi düşüktür. Nüfusun azalması nedeniyle üniversitelileşme oranı düşük kalmıştır. İlçemizde bir Çok Programlı Lise, 4 İlköğretim Okulu ve bir de Halk Eğitimi Merkezi bulunmaktadır. Köylerde okul bulunmamaktadır. Köylerdeki öğrenciler Taşımalı İlköğretim uygulaması kapsamında ilçe merkezinde bulunan Merkez Şehit Orhan Yalçın İlköğretim Okulu ve Çavuşlar İlköğretim Okulu ile köylerde bulunan Cumhuriyet İlköğretim okulu ile 75. Yıl Doğancılar İlköğretim Okullarına taşınmaktadır.” bu bilgilere ulaşabildim.

 

Sonuç olarak nerede olursak olalım çocuklarımızı okutup geleceğe zemin hazırlamalıyız. Belki serbest piyasada işimiz iyi olabilir, inşaat sektöründe daire satışları bir müddet iyi gidebilir. Bildiğiniz gibi serbest işler günü birlik işlerdir. Ne zaman ne olacağı hiç belli olmaz. Ama şunu hiçbir zaman unutmayalım ki o işin başında okumuş o dalda mastır yapmış kişi olursa, her zaman iş kapısını aralar ve daha ileriye götürür. Onun için çocuklarımızı okutmalıyız. Biliyorsunuz dinimizin ilk emri “Oku Oku Oku” dur. Bu sebeple siz büyüklerden isteğim çocuklarınızı okutmak. Hele bilhassa kız çocuklarının okuması önemlidir. Evinin kadını da olsa o yetiştirdiği evladın anası ve ilk öğretmenidir. Hiç olmazsa çocuklarını yetiştirirken bilgili ve tecrübeli olur.

 

Şu içinde bulunduğumuz bilgi ve teknoloji çağında bilgisayarlar sayesinde daha çok bilgiye ulaşmamız mümkündür. Daha dün çocuklar çelik çomak, hot oynarlarken şimdi bilgisayarlarda  web sitesi hazırlayıp, ilçesini ve köylerini tanıtıyorlar. Okuma yazma oranı az iken mektup yazıp okumada zorlanılıyordu. Şimdi ise cep telefonlarından mesaj çekerek haberleşiyorlar. Neden gençlerimiz okumasınlar, okusunlar ki bilgi çağından istifade edip geleceğe güvenle bakabilsinler. Hem kendilerine hem de çevrelerine faydalı olsunlar.

Haydi gençler tatlı, dostane bir yarış içerisinde çevrenizdekilere de örnek olarak ve de onları da teşvik ederek okumaya okumaya... Ve de okutmaya...

 

 Ramazan YAMAN (Yalacıklı)07.03.2007 Ankara

Blog images codes
 
  TOPLAM 37212 ziyaretçi devecilerkoyu.tr.gg

Google
 
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=